- 24 Ağu 2025
- 400
- 0
- 16
Annem belediye doktoruydu. Penceresinden kavak ağaçları görünen bir sağlık ocağında çalışır, çoğu günler beni de yanında götürürdü. Orada tek çocuk olmanın krallığını yaşar, oyalanır; haşarılıklarımın, afacanlıklarımın hoş görüleceğini bilmenin kolaylıklarından fazlaca yararlanır, buna karşılık beni mıncıklamalarına, yanaklarımı pembeleştiren makaslar almalarına ses çıkarmazdım. Pencereden uzanır, uçuşan pamukçukları yakalamaya çalışırdım. Kavakları silkeleyen rüzgâr oyun arkadaşım olurdu. Koca bahçe, önümde mülkümmüş gibi uzanır, bense onu tasasız gözlerle izlerdim. Annemin masasında, güzel çerçeveler içinde benim ve babamın resmi dururdu. Gurur duyardım. Kocaman bir masası ve koltuğu vardı annemin. Annemi makamında daha çok severdim sanki, ya da sevgim başka bir boyut kazanırdı. (Murathan Mungan; Pamukçuklar)
Yukarıdaki parçada en az iki kelimeden oluşan ve koyu harflerle yazılmış olan kelime gruplarının ilk kelimelerinin (sıfatların) yazılmadığını, son kelimelerin kaldığını düşünelim:
Annem belediye doktoruydu. Sağlık ocağında çalışır, çoğu günler beni de yanında götürürdü. Orada çocuk olmanın krallığını yaşar, oyalanır; haşarılıklarımın, afacanlıklarımın hoş görüleceğini bilmenin kolaylıklarından fazlaca yararlanır, buna karşılık beni mıncıklamalarına, makaslar almalarına ses çıkarmazdım. Pencereden uzanır, pamukçukları yakalamaya çalışırdım. Rüzgâr oyun arkadaşım olurdu. Bahçe, önümde mülkümmüş gibi uzanır, bense onu gözlerle izlerdim. Annemin masasında, çerçeveler içinde benim ve babamın resmi dururdu. Gurur duyardım. Masası ve koltuğu vardı annemin. Annemi makamında daha çok severdim sanki, ya da sevgim boyut kazanırdı.
Öncesindeki kelimeler çıkarıldığında kalanların anlamları eksilmiş oldu. Kelime anlamı olarak değil de cümleye kattığı anlam bakımından eksilme oldu.
1. Sıfatlar isimlerden önce gelerek onları sayı, renk, durum, hareket, biçim, yer, işaret ve soru yönlerinden tamamlar; onları niteler veya belirtir:
“O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor… Sessizce, titreye titreye ağlıyor. Yanaklarından gözyaşları birbiri arkasına, temiz vagon pencerelerindeki yağmur damlaları nasıl acele acele, sarsıla çarpışa dökülürse öyle, bağrının sarsıntılarıyla yerlerinden oynayarak, vuruşarak içlerinde güneşli mavi gök, pırıl pırıl akıyor.”
Yukarıdaki parçada en az iki kelimeden oluşan ve koyu harflerle yazılmış olan kelime gruplarının ilk kelimelerinin (sıfatların) yazılmadığını, son kelimelerin kaldığını düşünelim:
Annem belediye doktoruydu. Sağlık ocağında çalışır, çoğu günler beni de yanında götürürdü. Orada çocuk olmanın krallığını yaşar, oyalanır; haşarılıklarımın, afacanlıklarımın hoş görüleceğini bilmenin kolaylıklarından fazlaca yararlanır, buna karşılık beni mıncıklamalarına, makaslar almalarına ses çıkarmazdım. Pencereden uzanır, pamukçukları yakalamaya çalışırdım. Rüzgâr oyun arkadaşım olurdu. Bahçe, önümde mülkümmüş gibi uzanır, bense onu gözlerle izlerdim. Annemin masasında, çerçeveler içinde benim ve babamın resmi dururdu. Gurur duyardım. Masası ve koltuğu vardı annemin. Annemi makamında daha çok severdim sanki, ya da sevgim boyut kazanırdı.
Öncesindeki kelimeler çıkarıldığında kalanların anlamları eksilmiş oldu. Kelime anlamı olarak değil de cümleye kattığı anlam bakımından eksilme oldu.
- Sağlık ocağı — nasıl bir sağlık ocağı?
- Çocuk — kaç çocuk? — nasıl bir çocuk?
- Makaslar — nasıl makaslar?
- Pamukçukları — hangi pamukçuklar?
- Rüzgâr — nasıl bir rüzgâr?
- Bahçe — nasıl bir bahçe?
- gözlerle — nasıl gözler?
- çerçeveler — nasıl çerçeveler?
- Masası ve koltuğu — nasıl masa ve koltuk?
- Boyut — kaç boyut, hangi boyut, ne boyutu?
- Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir / sağlık ocağı
- Tek / çocuk
- yanaklarımı pembeleştiren / makaslar
- uçuşan / pamukçuklar
- Kavakları silkeleyen / rüzgâr
- Koca / bahçe
- Tasasız / gözler
- Güzel / çerçeveler
- Kocaman / bir / masası ve koltuğu
- Başka / bir / boyut
- Kolay iş, bu sorular, küçük çocuk, hangi ev, iki elma, üçüncü sınıf…
1. Sıfatlar isimlerden önce gelerek onları sayı, renk, durum, hareket, biçim, yer, işaret ve soru yönlerinden tamamlar; onları niteler veya belirtir:
“O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor… Sessizce, titreye titreye ağlıyor. Yanaklarından gözyaşları birbiri arkasına, temiz vagon pencerelerindeki yağmur damlaları nasıl acele acele, sarsıla çarpışa dökülürse öyle, bağrının sarsıntılarıyla yerlerinden oynayarak, vuruşarak içlerinde güneşli mavi gök, pırıl pırıl akıyor.”
- o zaman, küçük çocuk, minimini yavru, temiz vagon pencereleri, güneşli mavi gök
- yeşil elbise (sıfat) yeşili severim (isim)
- İhtiyar kadın (sıfat) İhtiyarlara iyi davranmalıyız (isim)
- Büyük park (sıfat) parkların en büyüğü (isim)
- Bir basamak yukarı çık. (sıfat)
- Birler basamağı (isim)
- Yürüyen merdiven (sıfat)
- Yürüyenler ve koşanlar (isim)
- Genç adama gülümseyerek baktı. (genç: sıfat)
- Genç, adama gülümseyerek baktı. (genç: isim, özne)
- Karanlık, büyük, korkutucu ve nemli bir evdi.