SHOPPING Ünite kelimeleri

Dersbizim

Öğretmen
24 Ağu 2025
2,585
0
36
  • blouse: bluz
  • boot: bot
  • coat: mont
  • dress: elbise
  • flip-flops: parmak arası
  • gloves: eldiven
  • hat: şapka
  • headscarf: başörtüsü
  • jacket: ceket
  • jeans: kot pantolon
  • shirt: gömlek
  • shoes: ayakkabı
  • skirt: etek
  • socks: çorap
  • slippers: terlik
  • tracksuit: eşofman
  • trainers: spor ayakkabı
  • trousers: pantolon
  • tshirt: tişört
  • ADJECTIVES
  • attractive: çekici
  • available: mevcut
  • average height: ortalama boy
  • cheap: ucuz
  • comfortable: rahat
  • cute: sevimli
  • dry: kuru
  • elderly: yaşlı
  • elegant: şık
  • expensive: pahalı
  • fair: açık tenli
  • fairly short: epey kısa
  • fashionable: moda olan
  • fat: şişman
  • glowing: parlak
  • good looking: hoş görünen
  • gorgeous: çok güzel
  • heavy: ağır
  • in her 20s: 20 li yaşlarında
  • large: büyük
  • light: açık
  • mature: yetişkin
  • muscular: kaslı
  • of medium height: orta boylu
  • old: yaşlı
  • old-fashioned: eski moda
  • ordinary-looking: sıradan görünümlü
  • overweight: kilolu
  • pale: solgun
  • plain: sade
  • plump: toplu
  • pretty: sevimli
  • ridiculous: saçma
  • rough: pürüzlü
  • short: kısa
  • slim: ince
  • smooth-skin: pürüzsüz cilt
  • stocky: bodur, tıknaz
  • stylish: şık
  • tall: uzun
  • tanned: esmerleşmiş
  • teenager: ergen
  • thin: zayıf
  • tight: dar
  • ugly: çirkin
  • waterproof: su geçirmez
  • well-built: yapılı
  • young: genç
  • OTHER WORDS
  • appear: ortaya çıkmak
  • brand-conscious: marka bilinci
  • checkout: kasa
  • clothes shop: kıyafet mağazası
  • color choices: renk seçenekleri
  • culture: kültür
  • customer: müşteri
  • decide: karar vermek
  • design: tasarım
  • discount: indirim
  • fabric: kumaş
  • fashion show: defile
  • fashion: moda
  • fit: uymak
  • fitting room: deneme kabini
  • go window shopping: vitrinlere bakmak
  • in cash: nakit
  • outfit: kıyafet
  • out-of-season sales: sezon dışı indirimler
  • pay: ödemek
  • pocket money: cep harçlığı
  • prefer: tercih etmek
  • present: hediye
  • price: fiyat
  • product: ürün
  • put on: giymek
  • receipt: fiş
  • save money: para biriktirmek
  • set up: kurmak
  • shop assistant: satış görevlisi
  • shop till you drop: düşüp bayılana kadar alışveriş yapmak
  • shopping habits: alışveriş alışkanlıkları
  • shopping mall: alışveriş merkezi
  • size: beden
  • special occasions: özel günler
  • spend money: para harcamak
  • suit: uymak (kıyafet)
  • traditional costume: geleneksel kostüm
  • try: denemek
  • waste money: boşa para harcamak
  • wear: giymek
  • wedding: düğün