İdeal Düzenin İmkânı Problemi?

mervetufan

Öğretmen
24 Ağu 2025
400
0
16
a) İdeal düzenin olabileceğini reddedenler
b) İdeal düzenin olabileceğini kabul edenler

a) İdeal Düzenin Olabileceğini Reddedenler:- Sofistler: Protagoras’a göre, her insanın istekleri ve amaçları faklıdır. Bu nedenle insanları mutlu edebilecek devlet sisteminin özellikleri de farklı olacaktır. Bu yüzden herkesi mutlu edebilecek ve herkesin üzerinde anlaşabileceği ideal düzen olamaz.

Doğal düzen ve doğal yaşam, toplumsal düzenden daha değerli ve üstündür. İdeal düzen olamaz, çünkü ideal düzen doğanın kendi düzenidir ve bu ideal düzen doğada kalmıştır.

Gorgias’a göre, herkesin benimseyebileceği bir düzen olamaz. Çünkü devlet, insan özgürlüğünü kısıtlar. Bu da, insanın doğasına aykırıdır. Bu bakımdan sosyal düzeni ve devleti reddeder.

- Nihilizm: Nihilizm siyasi manada, hiçbir otoriteye boyun eğmemektir. Nihilizm’e göre her türlü otorite insanın doğasına aykırıdır. Otoriteye dayalı tüm kurumlar insan özgürlüğünü kısıtlar. Öyleyse, insanı sınırlayan bütün değer, kurum ve düzenler kötü olup yıkılmalıdır. Çünkü her türlü otorite insanın güdülerini köreltir, kişiliğini tahrip eder ve bütün kötülükler bu yüzden ortaya çıkar.

En önemli temsilcisi Nietzsche’ye göre her türlü otorite insanın doğasına aykırıdır. İnsanın doğasına uygun olan; güçlü, korkusuz ve acımasız olmaktır. Devlet, insan üzerinde baskı kurarak onun doğallığını ve yaratıcılığı yok eder. Bu nedenle otoriteye dayalı bir düzenin ideal düzen olması mümkün değildir.

- Anarşizm: İnsan üzerindeki tüm kısıtlama ve zorlamalar kaldırılmalı, otoritesiz ve devletsiz bir düzen kurulmalıdır. İnsanlar devlet olmadan daha adil ve mutlu yaşayabilirler. Bu nedenle ideal düzen olamaz. Temsilcileri Proudhon, Stirner veBakunin’dir.

b) İdeal Düzenin Olabileceğini Kabul Edenler:- Özgürlüğü temel alan yaklaşım (Liberalizm):Temsilcileri A. Smith, J. Locke ve J. S. Mill’dir. Bu yaklaşıma göre ideal bir siyasal düzen, özgürlük temeli üzerine kurulmalıdır. Çünkü insan özgürlüğü sayesinde kendini gerçekleştirir ve yaratıcı olur. Birey siyasette (düşünce, ifade), dinde (inanç), ve ekonomide (girişim) olabildiğince özgür kılınmalıdır. Liberalizm bireyciliği, özgürlüğü, hukukun üstünlüğünü, serbest piyasa ekonomisini, birey karşısında devlet gücünün sınırlandırılmasını temel alarak ideal düzene ulaşılabileceğini savunur.

Ekonomik liberalizm, devletin ekonomik hayata müdahalesinin en az düzeyde tutulması gerektiğini savunur. A. Smith bunu kısaca “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” sözüyle ifade etmiştir. A. Smithve J. S. Mill’e göre, serbest girişim ve kar güdüsü ile bireyler zenginleşip refah düzeyi arttıkça, toplum daz enginleşir ve refah düzeyi artar. Böylece bütün toplumun refah ve mutluluğu sağlandığından ideal düzen gerçekleştirilmiş olur. Siyasal liberalizm ise devlet yetkilerinin her anlamda kısıtlanması gerektiğini savunur. Temsilcisi Locke’dir.

Eşitliği temel alan yaklaşım (Sosyalizm): Temsilcileri Saint Simon, Karl Marx ve Robert Owen’dir. Bu yaklaşıma göre ideal bir siyasal düzen, eşitlik temeli üzerine kurulmalıdır. Liberalizme tepki olarak doğmuştur. Liberalizmin ekonomideki uygulaması kapitalizmin yarattığı gelir dağılımındaki adaletsizlikle zengin daha zengin, fakiri daha fakir olmaktadır. Sosyalizm sınıfsız, eşit, ideal bir toplum düzeni oluşturmak için özel mülkiyetin ortadan kalkması ve üretim araçlarının devlet tekelinde toplanması gerektiğini savunur. Böylece sermayeyi temsil eden işveren sınıfı ile emeği temsil eden işçi sınıfı arasındaki gelir dağılımı adaletsizliği ortadan kalkacak ve tüm insanların eşitliğine dayanan sınıfsız ideal bir toplum düzeni kurulabilecektir.