Sosyal değişimin çağrıştırdığı kavramların başında “ilerleme”, “gelişme”, “bütünleşme”
ve “çözülme” gelmektedir. “Değişme” değer yargısı taşımayan tarafsız bir kavram ol-
masına karşılık, diğer kavramlar değer yüklüdür. Gelişme kavramı daha çok değişmedeki
olumlu farklılaşmayı ortaya koyar.64
Sosyal değişim, herhangi bir toplumun
dinamik fonksiyonlarından biridir. Toplum
bazen ileriye bazen de geriye doğru bir
değişim içerisine girer. Toplumdaki değişim
çok yönlü etki ve tepkilerin meydana
getirdiği bir olaydır. Toplum canlı bir organ
gibi kendini bu değişimlere karşı uyanık
tutmak ve değişimin istikametini müspet bir
yöne çevirmek durumundadır.
Sosyal değişme; tabii çevrenin özelliklerinin
farklılaşması, biyolojik yapıya tesir eden un-
surların çoğalması, teknik yeniliklerin art-
ması ve kültür yapısının özelliği dolayısıyla
meydana gelen değişikliklerle izah edilmek-
tedir.
57 Ebû Dâvûd, Edeb, 58; Tirmizî, Birr, 16.
58 Buhârî, Meğazî, 28; Müslim, Hacc, 503.
59 bk. A’râf suresi, 31. ayet.
60 bk. Furkân suresi, 67. ayet.
61 bk. Ebû Dâvûd, Tahâret, 14; İbn Mâce, Tahâret, 21; Ahmed b. Hanbel, Müsned, C 1, s. 299.
62 bk. İbn Mâce, İkâme, 193.
63 bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, C 5, s. 415.
64 Adil Şahin, İslam ve Sosyal Değişme, s. 5-7.
Yerküremizde yaşayan her toplumun kut-
salla ilişkili dinî inanç sistemi ya da sis-
temlerini bulundurduğu bilinmektedir. Bu
yönüyle din, evrensel boyutlu ve içinde
bulunduğu toplumun yapısı ile ilişkili bir
olgudur. Din ve toplumsal yapı arasındaki
etkileşim sosyolojik bir gerçekliktir.65
Sosyal değişim, maddi ve manevi denge-
ler ile fert ve cemiyet menfaatleri denk
bir şekilde bir arada tutulduğu takdirde
ideal bir şekilde gerçekleşebilir. Her tür-
lü aşırılıktan uzak, dengeli toplum olma
özelliği hem sosyolojinin ideal toplumlar
için ön gördüğü bir gereklilik hem de Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın (c.c.) İslam toplumu için
belirttiği bir vasıftır: “Böylece insanlara şahid ve örnek olmanız için sizi orta (vasat) bir
ümmet kıldık...”66
Sosyal değişimler neticesinde toplumun aldığı yeni şekil, İslam’ın temel prensiplerine uy-
gunluk arz ediyorsa tasvip edilir. Yaşanan değişimler Kur’an ve sünnetle ortaya konulan ve
zarurat-ı diniye olarak ifade edilen dinin değişmeyen sabit ilkelerine aykırı olmamalıdır.
Müspet değişim hususunda peygamberler
insanlık için en mükemmel örneklerdir.
İnsanları fiilen ve zorlayarak değiştirmeye
çalışmayan peygamberler, güzel yaşayış-
larıyla toplumlara örnek olmuşlardır.
Yaşadığı toplumda daha önceki peygam-
berlerin getirmiş olduğu mesajların tah-
rife uğramış olanlarını ıslah eden Hz.
Peygamber tahrife uğramamış olanlardan
tevhid inancıyla bağdaşanları almakta bir
sakınca görmemiştir. Bu şekilde toplu-
mun olumlu yönde değişimine katkı sağlamıştır
“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp
ilhâmı
Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslam’ı”
(Mehmet Akif Ersoy, Safahat, Asım, s.
418.)
Yukarıdaki beyitten hareketle,
İslam’ın çağımıza göre yorumlanması
nasıl olur? Açıklayınız.
Yorumlayalım
Temîm ed-Dârî, Şam’dan Medine’ye yağ kandilleri ve ip getirdi. Medine’ye vardığında
cuma günüydü. Hizmetçilerinden Ebû’l-Berrâd, kandilleri iple astı, yağ koyarak fitil
taktı. Güneş batınca da tutuşturdu. Allah’ın elçisi mescide gelince bir de baktı ki
mescit apaydınlık. Bunu Temîm ed-Dârî’nin yaptığını öğrenince şöyle buyurdu: “Sen
İslam’ı aydınlattın. Allah da seni dünyada ve ahirette nurlandırsın.”
(İbn Mâce, Mesâcid, 9.)
Yukarıdaki olayı İslam’ın yeniliklere bakışı açısından nasıl yorumlarsınız?
Yorumlayalım
ve “çözülme” gelmektedir. “Değişme” değer yargısı taşımayan tarafsız bir kavram ol-
masına karşılık, diğer kavramlar değer yüklüdür. Gelişme kavramı daha çok değişmedeki
olumlu farklılaşmayı ortaya koyar.64
Sosyal değişim, herhangi bir toplumun
dinamik fonksiyonlarından biridir. Toplum
bazen ileriye bazen de geriye doğru bir
değişim içerisine girer. Toplumdaki değişim
çok yönlü etki ve tepkilerin meydana
getirdiği bir olaydır. Toplum canlı bir organ
gibi kendini bu değişimlere karşı uyanık
tutmak ve değişimin istikametini müspet bir
yöne çevirmek durumundadır.
Sosyal değişme; tabii çevrenin özelliklerinin
farklılaşması, biyolojik yapıya tesir eden un-
surların çoğalması, teknik yeniliklerin art-
ması ve kültür yapısının özelliği dolayısıyla
meydana gelen değişikliklerle izah edilmek-
tedir.
57 Ebû Dâvûd, Edeb, 58; Tirmizî, Birr, 16.
58 Buhârî, Meğazî, 28; Müslim, Hacc, 503.
59 bk. A’râf suresi, 31. ayet.
60 bk. Furkân suresi, 67. ayet.
61 bk. Ebû Dâvûd, Tahâret, 14; İbn Mâce, Tahâret, 21; Ahmed b. Hanbel, Müsned, C 1, s. 299.
62 bk. İbn Mâce, İkâme, 193.
63 bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, C 5, s. 415.
64 Adil Şahin, İslam ve Sosyal Değişme, s. 5-7.
Yerküremizde yaşayan her toplumun kut-
salla ilişkili dinî inanç sistemi ya da sis-
temlerini bulundurduğu bilinmektedir. Bu
yönüyle din, evrensel boyutlu ve içinde
bulunduğu toplumun yapısı ile ilişkili bir
olgudur. Din ve toplumsal yapı arasındaki
etkileşim sosyolojik bir gerçekliktir.65
Sosyal değişim, maddi ve manevi denge-
ler ile fert ve cemiyet menfaatleri denk
bir şekilde bir arada tutulduğu takdirde
ideal bir şekilde gerçekleşebilir. Her tür-
lü aşırılıktan uzak, dengeli toplum olma
özelliği hem sosyolojinin ideal toplumlar
için ön gördüğü bir gereklilik hem de Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın (c.c.) İslam toplumu için
belirttiği bir vasıftır: “Böylece insanlara şahid ve örnek olmanız için sizi orta (vasat) bir
ümmet kıldık...”66
Sosyal değişimler neticesinde toplumun aldığı yeni şekil, İslam’ın temel prensiplerine uy-
gunluk arz ediyorsa tasvip edilir. Yaşanan değişimler Kur’an ve sünnetle ortaya konulan ve
zarurat-ı diniye olarak ifade edilen dinin değişmeyen sabit ilkelerine aykırı olmamalıdır.
Müspet değişim hususunda peygamberler
insanlık için en mükemmel örneklerdir.
İnsanları fiilen ve zorlayarak değiştirmeye
çalışmayan peygamberler, güzel yaşayış-
larıyla toplumlara örnek olmuşlardır.
Yaşadığı toplumda daha önceki peygam-
berlerin getirmiş olduğu mesajların tah-
rife uğramış olanlarını ıslah eden Hz.
Peygamber tahrife uğramamış olanlardan
tevhid inancıyla bağdaşanları almakta bir
sakınca görmemiştir. Bu şekilde toplu-
mun olumlu yönde değişimine katkı sağlamıştır
“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp
ilhâmı
Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslam’ı”
(Mehmet Akif Ersoy, Safahat, Asım, s.
418.)
Yukarıdaki beyitten hareketle,
İslam’ın çağımıza göre yorumlanması
nasıl olur? Açıklayınız.
Yorumlayalım
Temîm ed-Dârî, Şam’dan Medine’ye yağ kandilleri ve ip getirdi. Medine’ye vardığında
cuma günüydü. Hizmetçilerinden Ebû’l-Berrâd, kandilleri iple astı, yağ koyarak fitil
taktı. Güneş batınca da tutuşturdu. Allah’ın elçisi mescide gelince bir de baktı ki
mescit apaydınlık. Bunu Temîm ed-Dârî’nin yaptığını öğrenince şöyle buyurdu: “Sen
İslam’ı aydınlattın. Allah da seni dünyada ve ahirette nurlandırsın.”
(İbn Mâce, Mesâcid, 9.)
Yukarıdaki olayı İslam’ın yeniliklere bakışı açısından nasıl yorumlarsınız?
Yorumlayalım